Anayasa Mahkemesi (AYM), yükseköğretim kurumlarında uygulanan "azami öğrenim süresi" sınırını Anayasa'ya uygun bularak yapılan itirazı oy birliğiyle reddetti. Karar, 6 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.
Davanın Geçmişi ve İtiraz Gerekçesi
Ankara 19. İdare Mahkemesi, azami süreyi aştığı gerekçesiyle üniversiteyle ilişiği kesilen bir öğrencinin açtığı iptal davasında uyguladığı kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak konuyu AYM'ye taşıdı.
İtiraza konu olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44. maddesinin (c) fıkrası, bir yıllık yabancı dil hazırlık sınıfı hariç öğrencilerin kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın şu süreler içinde mezun olmalarını şart koşuyor:
2 Yıllık Önlisans Programları: Azami 4 yıl
4 Yıllık Lisans Programları: Azami 7 yıl
5 Yıllık Programlar: Azami 8 yıl
6 Yıllık Programlar (Tıp, Diş Hekimliği vb.): Azami 9 yıl
İtiraz Gerekçesi: Başvuran mahkeme; kuralın öğrenim görülen bölümün niteliğini ve öğrencilerin farklı koşullarını dikkate almadan tek tip süre öngördüğünü belirtti. Zorunlu mazereti olanların da ilişiğinin kesilmesinin ve doğrudan ilişik kesme gibi ağır bir yaptırıma başvurulmasının orantısız bir araç olduğunu savunarak kuralın Anayasa'nın 2., 13. ve 42. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürdü.
AYM: "Takdir Yetkisi Aşılmadı, Kamu Yararı Var"
İtirazı esastan inceleyen Anayasa Mahkemesi, eğitim ve öğrenim hakkının Anayasa'nın 42. maddesiyle güvence altına alındığını ancak bu hakkın mutlak ve sınırsız olmadığını hatırlattı. Yüksek Mahkeme karar gerekçesinde şu değerlendirmelerde bulundu:
Meşru Amaç ve Takdir Yetkisi: Kanun koyucunun kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve eğitim kalitesinin korunması gibi meşru amaçlarla geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu vurgulandı.
Kaynak İsrafının Önlenmesi: Normal süreye eklenen ek yıllar içinde mezun olamayan öğrencilerin sistemden çıkarılmasının kamu kaynaklarının israfını önlediği belirtildi.
Dengeleyici Mekanizmalar: Kanun'da öğrencilere tanınan ek sınav hakları ve sınırsız sınav imkanı gibi mekanizmaların, azami süre kuralının yüklediği külfeti hafiflettiğine dikkat çekildi.
Öngörülebilirlik ve Orantılılık: Kuralın belirli ve öngörülebilir olması sebebiyle kanunilik şartını taşıdığı, sınırlamanın öğrenciye aşırı bir yük getirmediği ve orantılılık ilkesine aykırı olmadığı sonucuna varıldı.
Bu değerlendirmeler ışığında AYM, düzenlemenin Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı olmadığına, 2. madde yönünden ise ayrı bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığına karar verdi.
